You are currently browsing the daily archive for Ağustos 16th, 2006.
![]()
Bu yazıya aslında hiç hazırlanmadan başladım. Haberlerde şu an yazacaklarımla ilgili bir haber izledim ve o anda şimşekler çaktı beynimde desem yeridir. 17 agustos tarihinin özellikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlari için önemi vardır. Çünkü bundan tam 7 yıl önce çok vahim bir gerçekle karşılaştık o gün. Doğa bize her zamanki gibi dersimizi vermişti. Bu dersin sonuçları çok agır olmuştu.
Öncelikle 17 Ağustos depreminde hayatını yitirenler için Allah’tan rahmet dileyerek ve ailerine başsaglığı dileyerek başlamak istiyorum .Evet 17 Ağustos bizim için çok acı bir gündür. Ülke olarak gayet ağır bir sınavdan geçtik. Deprem sonuçları itibari ile de yıkıcılığıylada büyük bir depremdi . Türkiye tarihinin önemli depremleri arasında yerini aldı . Hatta bu deprem Richter ölçegi degerlerine göre 7,4 lük derecesi ile son yıllarda yurdumuzu etkileyen en büyük depremdir.
![]()
Bu yazımda 17 Ağustos depremine baska bir açıdan bakmak istiyorum . Hertürlü doğal afet (sel, deprem, toprak kayması…) insanlık tarihinde büyük kayıplara yol açmakla beraber insanlığa doğayla savaşma yeteneği ve her savaştan sonra gerçek ve önemli tecrübeler sağlamaktadır. Dünyanın her ülkesinde her karış toprağında bu tür olaylar meydana gelmektedir ki bu olayları önceden durdurmak veya tahmin etmek büyük ölçüde olanaksızdır. Ancak önemli nokta şudur ki: bazı şeylerin engellenememesi onlara karşı bazı önlemler almamızı engellemez.
Varmak istediğim nokta ise şu: ülkemiz deprem kuşagında olmasına karşın ve gelecek 30 yıl içinde büyük bir deprem olma ihtimalinin % 60 olduğu gerçeginin tam ortasında olmamıza rağmen ve üstüne 7 yıl önce gayet yıkıcı bir deprem yaşamamıza rağmen bugün hala gerekli önlemlerin alınmadığı gözlenmekte ve insanlarımız canları çok büyük tehlikelere atılmaktadır.
Bu noktada ülke olarak başımıza bir iş gelmeden önlemler almadığımızı ve hep iş işten geçtikten sonra vah tuh dediğimizi hatırlarmak isterim.
Gelişmiş ülkeler bu konularda bizden daha önde oldukları için biz onlara gelişmiş ülkeler diyoruz. Bu yüzden insanların yaşam standartları bizimkine oranla daha yüksek.Örneğin, Japonya bizden daha tehlikeli bir deprem kuşağı üstünde bulunuyor ve bizden daha çok deprem yaşıyor. Ancak istatistiklere bakıldığında aynı büyüklükdeki deprem sonuçlarının bizde daha yıkıcı ve ölümcül olduğu açıkca görünmektedir. Peki neden ? İşte olayın sırrı burda yatmakdatır. kimse bu sorunun cevabını araştırmıyor. Tabii ki araştıranlarda var ancak onlarda bir şekilde engelleniyor çünkü birilerinin çıkarları zarar görüyor bu tür araştırmalar yüzünden. Ancak şu gerçek unutulmamalıdır ki : toplumun kaderini, geleceğini etkileyecek oyunlar oynayanlar bunun sonuçları ile ergeç yüzleşecekler. Şimdi tekrar asıl konumuza dönelim.
Peki neden ? Soru bu ve aslında cevabın ve çözümün kendisi de bu .Eğer bugüne kadar yaşadığımız birkaç olayldan dersler almış olsaydık, belki de daha acı olaylarla karşılaşmak zorunda kalmazdık. Örneğin deprem gerçeğini kabul eden Japonya ona karşı gelmek yerine onunla yaşamayı ögrenmiş ve ve bu tekniklerini günlük hayata entegre ederek depremlerin hazin sonuçlarının min seviyeye çekmiş ve hala çekmeye devam etmektedirler. Esnek bina kavramı Japonlar tarafından deprem sayesinde ortaya çıkarılmıştır ve bu esnek binalar deprem sırasında yıkılmayıp , esneyerek birçok insan hayatı kurtarmıştır.
Bugün bilimadamları üzerinden 7 yıl gibi önemi bir süre geçmiş olmasına rağmen 17 Ağustos depreminin sonuçlarını iyi bir şekilde analiz yapılmadığından ve gerekli önlemlerin alınmadığından şikayetçilerdir.İstanbul Valisi Muammer Güler , şehrin yeniden yapılanması gerektiğini söylerek olayın ciddiyeti konusunda bir fikir vermiştir.
Evet 17 Ağustos depremi Türkiye nin yüzleşmesi gerekn önemli bir gerçektir.Tabii ki acılarımız dinmedi . Birçok kardeşimiz, dedemiz, annemiz, babamız hayatını kaybetti onları unutmayacagız. Ama artık geriye bakmanın pek bi faydası yok bize . Önümüze bakıp bu olaylardan ders almasını bilmeliyiz . Derslerimizde çıkarımlar yaparak gerekli önlemleri almalıyz , gerekli çalışmaları yapmalıyız ki bir daha annelerimiz kardeşlerimiz dedelerimiz ölmesinler. İnsan hayatı bu kadar olduğu kadar ucuz olmamalıdır. Yaşam standartları bu kadar düşük olmamalı ve bizler bunun olmaması için birşeyler yapmalıyız.
