You are currently browsing the monthly archive for Ağustos 2007.
Evet başlıktan da anlaşılabilecegi gibi bu yazimi bu hafta başlayan superlig üzerine yazmak istiyorum . Uzun bir aranın ardından , takımlar tüm hazırlıklarını tamamladıkdan sonra ve yeni transferlerini tamamlamaya çalıştıktan sonra yeni sezona iyi bir şekilde başlamak istediler. Tabii bu istek herzaman sadece takımların elinde olmuyor.
Her takımın kendine göre hedefleri vardir. İşte hepimiz biliyoruz aslında tekrar etmeye gerek yok ama üç büyük kulubumuz şampiyonuk parolası ve avrupa da basarı hedefleri ile baslar ligimize ve tabii her sene bu hedeflerini yerine getirebilmesinde yararlı olacagını düşündügünü transferleri ozellikle milyon dolarlık transferleri yapmaktan kacınmaz . Anadoludan birkac basarili takımımızın hedefi ligimizi olabildigince makul bir yerde bitirmek ve mumkunse intertoto ya da uefa kupasina gidebilmektir . Diger bazi anadolu takımlarimiz ise ligden düsmemek icin yıl boyunca çaba gösterirler.
Şimdi gelelim ben neden Super Lig üzerine yazi yamak istiyorum . Bunun iki onemli sebebi var . Bu hafta ligimizde bence önemli iki olay yasandi. Birincisi ligin acılıs maçında Fenerbahçe , İstanbul Belediye spora yenilerek büyük hayal kırıklıgına ugrattı taraftarlarını . İkinci önemli sebebi iseTrabzonspor Sivasspor karşılaşmasında yaşanan olaylar.
Cuma günü bence insanlarin ozellikle futbol camiasının ders alması gereken güzel bir müsabaka oynandi . Bir tarafta dünyaca ünlü eski futbolcu Zico nun teknik direktörlüğünde , milyonlarca dolarlık transferleriyle, 52000 kişilik stadyumuyla ve yine milyonlarca dolarlık ihalelere girebilecek zenginlikte bir kulup başkanı ile Fenerbahçe ; diger tarafta ise ikinci ligden yeni çıkmış belkide en onemli transferi Fenerbahçe den kiralık Kerim in oldugu ama basarılı bir teknik direktör Abdullah Avcı ile İstanbul Belediye Spor.
Şimdi bu koşulları göz önüne aldığımızda bu karşılasmanın sonucunu mantıklı bir şekilde tahmin etmeye çalıştığımızda aklımıza ilk gelen şey Fenerbahçe takımının bu karşılasmayı kazanacagıdır desem bence cuma günü yapılan yanlışı tekrarlamış olurum . Dünya futbolunu takip etmeyen , futboldan pek hoşlanmayan , futbol ile arası pek sıkı fıkı olmayan bir kişinin bu yorumu yapması gayet dogal olurdu ama. Neden cunku en somut örnegi ile Fenerbahçe nin forvet hattında , avrupa kariyeri olan , herkes tarafindan taninan ünlü bir golcü Kezman varken , belediye spor un forvet hattında Fenerbahçe de oynatılmadıgı icin kiralik yollanan Kerim var . Sadece bu karşılastırma bile normal koşullarda Fenerbahçe nin daha üstün bir takım oldugunu söylemeye yeter.
Ancak futbolda N.Ş.A (normal şartlar altında ) teriminin olmadığını düşünenlerdenim ben . Bugun dünya futbolu o kadar degişmiş durumdadir ki , Real Madrid takımı İspanya Kral kupasinda adı sanı hic duyulmamış (bizler tarafından ) , oyuncularını hiç tanımadigımız bir takıma elenmekten kurtulamamaktadır.
Konuyu saptırmadan , futbol 11 kisisi sahada olmak üzere oynanan bir takım oyunudur . Bence onemli bir birlik beraberlik oyunudur . Fenerbahçenin su anki durumuna ‘parayla saadet olmaz 2 ‘ durumu diyebiliriz bence . Bu durumu kendi içerisinde iki önemli hata ile açıklayabiliriz bence .Birincisi Sayın Aziz Yıldırım ‘ın tavırları . Bence Fenerbahçe yönetimi tribünlere oynamasinin cok seviyor. Yapılan trasnferlerin basarı icin yapıldıgından ziyade tribün doldurmak , taraftari mutlu tutmak , Fenerbahçe lisansli ürün satışlarini artırmak için yapıldıgını dusunuyorum . Tabii ki taraftarı mutlu tutmak cok önemli ama sportif basarı ile gelen mutluluk daha kalıcı olabilir. Şimdi acaba sportif başari yok mu ?
Örnegin geçen seneye bakalım . Bir sezon öncesinde şampiyon olmus bir takımın gecen sene , şampiyon oldugu seneki puanlarının neredeyse yarısını toplayabildigi bir ligde Fenerbahçe’nin şampiyonlugunu sportif başarı sayarsak , Fenerbahçe sportif anlamda başarılı bir takım olabilir ama bence Fenerbahçe takımı , başarılı bir takım degil . Bunun en önemli kriterinin de Avrupa arenasi oldugunu dusunuyorum . Bu baglamda Fenerbahçe , Galatasaray takımının kazandıgı puanları harcayarak uzun vadede basarısız oldugunu kanıtlamıstır. Öyle bir duruma geldik ki , seneye tek takım cift ön eleme ile gidebilecek belkide sampiyonlar ligine . Bu durumda diger takımların da katkıları var tabii ama su anda konumuz Fenerbahçe.
Peki Fenerbahce neden basarılı bir takım degil . Birincisi bireysel yetenekleri cok ön plana almaları. Futbolun takım oyunu oldugunu unutmaları. Takımdaki yıldız belki bir mac belki iki belkide beş maç kurtarabilir ama takımın geri kalani çaba sarf etmedikce bireysel çabalar bir takımı belli ölcüde ayakta tutabilir .İkincisi , belkide en onemlisi takımda ateşleme görevi yapacak oyuncu olmamasi . Bahsettigimiz milyonluk oyuncular Türkiye ye profesyonel bir bakış açısı ile para kazanmaya geliyorlar ki cok normal bir durum . Örnegin Fenerbahce 2-0 geriye düsüyor ve oyuncularda hırslandıklarını gosteren hicbir belirti yok . Üçüncüsü simdi Fenerbahçe lig de 3 maç kazansa arka arkaya bir anda herkes havaya giriyor . Bu takımlar ligin en vasatları bile olsalar yönetim , taraftar ve futblcular bu başarıyla yetiniyorlar bence . Yani genel olarak düşünürsek yarını degil bugunu kurtarmaya bakıyorlar ve bu yüzdendir ki bence Fenerbahçe yönetimi eger gercekten Avrupada başarı istiyorsa yabanci sayısının serbest olmasından ziyade kendi oyuncularının daha bir takım gibi oynamasını isteyip , küçük başarılarla yetinmemeyi ogrenmeliler.
Şimdi gelelim haftanin utanç olayına. Yani o kadar garipsedigim bir olay ki bu su an da olayı nasıl tarif edecegime karar veremedim . Daha sezonun ilk haftasi, yeni ümitler , yeni hedefler, yeni oyuncular , yeni bir soluk derken ; kendi takımı onde olan bir taraftar son dakikada mac bitmek üzere iken sahaya giriyor . Daha sonra diger birkac taraftar daha … Bazen merak ediyorum bu olaylar ne zaman son bulacak , bizlerde stada girip mac oncesi senliklerde eglenecegiz , mac sırasında yanımızdaki karsı takım taraftarı ıle mac izleyecegiz , izlerken eglencegiz , attıgımız gole sevınırken yedimiz gol sırasında yanımızdakını tebrık edecegız … Acaba bunlar cok mu ütopik düşünceler? Çok mu hayalperestim bilmiyorum ama bu isteklerimin cogu kisinini ortak arzusu oldugunu iyi biliyorum .
Bizim ülkemizde ve cogu ülkelerde aslında taraftarlığı fanatizm ile karıştıran o kadar cok ınsan var ki. Bu insanlar futbolun ne oldugunu, bu oyunda yenilgininde zaferinde oldugunu , amacın kardeşlik dostluk cercevesinde galibiyet oldugunu o kadar unutmuslar ki , bunlar icin stadyumlar birilerini dovebilecekleri , kavga gurultu cıkarabilecekleri , hakeme kufur edebilecekleri yerler olmuslardır.
Ne yazik ki genelleme yapmak istemesem de bu insanlari stadların dısında tutmaya yonelik hicbir hareket gorememekteyiz kuluplerden . Bu sozlerım tum takımlar için gecerlidir. Ornegin gecen sene Fenerbahce Galatasaray derbisinde yasananlar . Bu kadar cag dışı bir olay olabilir mi ? Yani oraya eşiyle cocukları ile mac izlemeye , sevgilisiyle, arkadasıyla mac izlemeye ,keyifli vakit gecirmeye gelen o kadar insana bunlari bu olayları yasatmanın neresı taraftarlık . Bir sene once sampıyonluktan sonra bu sene bır mac kaybedıldı dıye boyle sacma sapan işler hareketler yapılır mı ? Nerede kaldı taraftarlık , futbol sevgısı . Ya da sadece sampıyonluk senelerınde mı taraftarlık olur …
Artık hem takımlarımızın hem yonetımlerımızın hemde taraftarlarımızın kendılerıne bır cekı duzen vermelerı gerekmektedır. Turkıye Super Ligi takımlar Avrupa da başarılı olmak istiyorlarsa , taraftarlarımız yonetıcilerimiz maclardan keyıf almak ıstıyorlarsa , futbolda dunya standartlarını yakalamakbir amacsa herkes ustune düşen görevi layıkıyla yerıne getirerek futbola barıs huzur ortamının getirilmesi konusunda uzerıne dusenı yapmalıdır.Fubol sadece bir oyundur , ve herkes oyunu kurallarına gore oynarsa hicbir sorun cıkmaz. Bir takım eline gecen gol fırsatlarında bırını degerlendıremeyıp sonrada yenılınce hakem soyleydı hakem boyleydı derse herkes su anda oldugu gıbı bırbırını suclamaya devam ederse ne hedefledıgımız başarılara ulaşabiliriz ne de kavgasız gurultusuz bir mac izleyebilriz bundan sonra ….
Herkese merhabalar . Sonunda bende uzun suredir bekledigim tatile girmis bulunmaktayim . Yazilarimim pek cok okuru oldugu soylenemez ancak yazmaya geri dondugum icin kendimi biraz mutlu hissediyorum .Neden bilmiyorum , yazdigim hicbir konuda birseyler bildigimi iddaa edemeyecegim halde beni ve bildigim kadari ile bircok insani rahatsiz eden konularda fikrimi soylemek beni inanilmaz rahatlatiyor.
Oncelikle secim sonrasi dikkatimi en cok ceken konu olan Anayasamiz hakkinda birseyler soylemek istiyorum . Sanirim Anayasamizin degismesini dusunen insanlarin sayisi gayet fazla .Ben degismeli mi degismemeli mi bilmiyorum .Cunku eksikleri neler , fazlalari neler , demokratik ya da demokratik olmayan yonleri neler onlari da bilmiyorum . Bugune kadar oturup okuma firsati bulamadim diyip kendimi kandiriyorum ama okuyamadim. Bildigim kadariyla 1924 den de bu yana ustune birseyler eklenerek , cogu zaman degistirilerek bugunlere geldi . Sanırım 1982 nin izlerini tasidigi icin genel olarak bazi hususlarin degismesi gerekli oldugu soyleniyor.
Anayasamizla ilgili bildigim sey , umarim dogrudur , oznesinin ‘biz’ olmadigidir. Yani bilmeden yanlis yapmak istemiyorum ama biraz ‘emir ‘ yargilari iceren cumlelerin oldugudur . Aslında cok da beklenmedik bir durum olmasa gerek . Ancak bence bir ulkenin anayasasi ozne olarak ‘biz’ icermelidir . Ozellikle demokratik ,sosyal , laik ve hukuk devleti olan ulkemizde bence bu bir gereksinimdir. Yuce meclis catisi altinda hazirlanan anayasisin oznesinin ‘biz’ olmasi kadar da dogal birsey de yoktur galiba .
Temmuz 2007 secimlerinden %46,7 lik basari ile cikan AKP hukumeti icin anayasa degisim surecinin , Turkiye nin kaderini etkileyecek ve gelecek gunlerin kaderini belirleyecek en onemli sınavlardan biri oldugunu dusunuyorum . Herzaman demokrasiden bahseden AKP nin , ellerindeki bu cogunlukla cok guzel bir anayasa hazirlamalarini bekliyorum daha dogrusu umuyorum. Temsil oraninin gayet yuksek oldugu bu meclis in bu konuda gayet basarili bir sekilde calisacagini dusunuyorum .
Ancak burada deginmem gerekn bir konu var . Sayin Üskül ün yaptigi aciklamalari tamamen okumayıp, dinlemediysem bile , genel hatlari ile degerlendirdigimi soylemek istiyorum ve bu ortamda yaptigi aciklamanin iki acidan yanlis oldugunu dusunuyorum .
Birincisi , bu aciklamalarin ben oncelikle biraz ‘reklam koktugunu ‘ dusunuyorum . Bu aciklamalarin arkasinda kendini partiye kabul ettirme , parti teskilatinda goze girme , parti cevrelerince kabul gorme , ve tabana yonelik onaylanma isteginin oldugunu goruyorum . Belkide de yaniliyorum olabilir . Ancak partiye yeni katilan insanlarin ‘ uvey evlat ‘ konumuna dusmemek icin yaptiklari calismalara benzetiyoum bu tarz aciklamalari .
Demokratik anayasaya sahip olma istegi bizleri su an ki anayasamizi degistirmeye iterken , acaba su an ki anayasa da Ulu Önder Atatürk ve Türk Milleti nin 6 ilkesinden baska degistirilmesi gereken hicbir sey yok mu su an acaba? Insan haklari , sosyal sigortalar , dusunce ozgurlugu … ve bu gibi konulardaki onca eksik ya da tartisilan konu duruken birden hemen daha secimin iki gun sonrasi 6 ilkenin dile getirlimesi bence demokratik anayasa isteginden dogmus olamaz .
Bugun bu 6 ilkeyi anayasamizdan kaldirsak acaba anayasamiz hemen cok demokratik bir anayasa haline mi gelecek… Bence hayir ustelik sundan da eminim ki , ne kanunlardaki aciklar , ne antidemokratik yaklasimlar , ne insan haklari ile ilgili kisimlar sayin Üskül un aklindan bile gecmedi bu aciklamalari yaparken .
Ikincisi , ulkedeki her iki secmenden birisi istikrari tercih etmisken , bu aciklamalar da iskirari saglamaya yonelik hicbir calisma goremiyorum . Bence bugun Türkiye nin tartisilmasi gereken acilen mudahale edilmesi gereken bircok onemli konusu var . Ben politikacilardan soz degil icraat bekliyorum ve bircok insanda boyle dusunuyor . Zaten AKP nin secimdeki en buyuk kozu , yaptiklarini soyledilerini icraatleri degil mi ?
Ben kendini muhafazakar demokrat diye tanimlayan bir partinin , secimlerde yaklasik %50 secmeni kendi etrafinda toplayan bir partinin , bu anayasa calismlarindaki performansini cok merak ediyorum . Dusunuyorum ki , AKP uyelerinin ortami gericek aciklamalardan ziyade anayasa ekleyecekleri biz oznesiyle ve Cumhuriyetimiz in temel niteliklerini koruyacak, onlari saglamlastiracak, sozde degil ozde bir hale getirecek adimlar atmalariyla bu ulkedeki insanlarin ,onlara oy veren vermeyen herkesin guvenini biraz daha kazanacaklar. Bu tarz girisimler ulkenin istikrarina ve refahina daha cok katkida bulunacaktir .
Not: Arkadaslar lutfen yazimi okuduktan sonra sinirle yargilamadan once benim cahil bir insan oldugumu dusunun ve beni kirmadan bildiklerinizi de bana anlatirsaniz ya da dusunduklerinizi benimle paylasirsaniz hem benim yazma sevkimi kirmamis oluruz hemde bilmedigim ya da daha once hic dusunemedigim bakis acilarinizi gostemis olursunuz . ilginizden dolayi tesekkur ederim .
