You are currently browsing the category archive for the 'Spor' category.

Evet başlıktan da anlaşılabilecegi gibi bu yazimi bu hafta başlayan superlig üzerine yazmak istiyorum . Uzun bir aranın ardından , takımlar tüm hazırlıklarını tamamladıkdan sonra ve yeni transferlerini tamamlamaya çalıştıktan sonra yeni sezona iyi bir şekilde başlamak istediler. Tabii bu istek herzaman sadece takımların elinde olmuyor.

Her takımın kendine göre hedefleri vardir. İşte hepimiz biliyoruz aslında tekrar etmeye gerek yok ama üç büyük kulubumuz şampiyonuk parolası ve avrupa da basarı hedefleri ile baslar ligimize ve tabii her sene bu hedeflerini yerine getirebilmesinde yararlı olacagını düşündügünü transferleri ozellikle milyon dolarlık transferleri yapmaktan kacınmaz . Anadoludan birkac basarili takımımızın hedefi ligimizi olabildigince makul bir yerde bitirmek ve mumkunse intertoto ya da uefa kupasina gidebilmektir . Diger bazi anadolu takımlarimiz ise ligden düsmemek icin yıl boyunca çaba gösterirler.

Şimdi gelelim ben neden Super Lig üzerine yazi yamak istiyorum . Bunun iki onemli sebebi var . Bu hafta ligimizde bence önemli iki olay yasandi. Birincisi ligin acılıs maçında Fenerbahçe , İstanbul Belediye spora yenilerek büyük hayal kırıklıgına ugrattı taraftarlarını . İkinci önemli sebebi iseTrabzonspor Sivasspor karşılaşmasında yaşanan olaylar.

Cuma günü bence insanlarin ozellikle futbol camiasının ders alması gereken güzel bir müsabaka oynandi . Bir tarafta dünyaca ünlü eski futbolcu Zico nun teknik direktörlüğünde , milyonlarca dolarlık transferleriyle, 52000 kişilik stadyumuyla ve yine milyonlarca dolarlık ihalelere girebilecek zenginlikte bir kulup başkanı ile Fenerbahçe ; diger tarafta ise ikinci ligden yeni çıkmış belkide en onemli transferi Fenerbahçe den kiralık Kerim in oldugu ama basarılı bir teknik direktör Abdullah Avcı ile İstanbul Belediye Spor.

Şimdi bu koşulları göz önüne aldığımızda bu karşılasmanın sonucunu mantıklı bir şekilde tahmin etmeye çalıştığımızda aklımıza ilk gelen şey Fenerbahçe takımının bu karşılasmayı kazanacagıdır desem bence cuma günü yapılan yanlışı tekrarlamış olurum . Dünya futbolunu takip etmeyen , futboldan pek hoşlanmayan , futbol ile arası pek sıkı fıkı olmayan bir kişinin bu yorumu yapması gayet dogal olurdu ama. Neden cunku en somut örnegi ile Fenerbahçe nin forvet hattında , avrupa kariyeri olan , herkes tarafindan taninan ünlü bir golcü Kezman varken , belediye spor un forvet hattında Fenerbahçe de oynatılmadıgı icin kiralik yollanan Kerim var . Sadece bu karşılastırma bile normal koşullarda Fenerbahçe nin daha üstün bir takım oldugunu söylemeye yeter.

Ancak futbolda N.Ş.A (normal şartlar altında ) teriminin olmadığını düşünenlerdenim ben . Bugun dünya futbolu o kadar degişmiş durumdadir ki , Real Madrid takımı İspanya Kral kupasinda adı sanı hic duyulmamış (bizler tarafından ) , oyuncularını hiç tanımadigımız bir takıma elenmekten kurtulamamaktadır.

Konuyu saptırmadan , futbol 11 kisisi sahada olmak üzere oynanan bir takım oyunudur . Bence onemli bir birlik beraberlik oyunudur . Fenerbahçenin su anki durumuna ‘parayla saadet olmaz 2 ‘ durumu diyebiliriz bence . Bu durumu kendi içerisinde iki önemli hata ile açıklayabiliriz bence .Birincisi Sayın Aziz Yıldırım ‘ın tavırları . Bence Fenerbahçe yönetimi tribünlere oynamasinin cok seviyor. Yapılan trasnferlerin basarı icin yapıldıgından ziyade tribün doldurmak , taraftari mutlu tutmak , Fenerbahçe lisansli ürün satışlarini artırmak için yapıldıgını dusunuyorum . Tabii ki taraftarı mutlu tutmak cok önemli ama sportif basarı ile gelen mutluluk daha kalıcı olabilir. Şimdi acaba sportif başari yok mu ?

Örnegin geçen seneye bakalım . Bir sezon öncesinde şampiyon olmus bir takımın gecen sene , şampiyon oldugu seneki puanlarının neredeyse yarısını toplayabildigi bir ligde Fenerbahçe’nin şampiyonlugunu sportif başarı sayarsak , Fenerbahçe sportif anlamda başarılı bir takım olabilir ama bence Fenerbahçe takımı , başarılı bir takım degil . Bunun en önemli kriterinin de Avrupa arenasi oldugunu dusunuyorum . Bu baglamda Fenerbahçe , Galatasaray takımının kazandıgı puanları harcayarak uzun vadede basarısız oldugunu kanıtlamıstır. Öyle bir duruma geldik ki , seneye tek takım cift ön eleme ile gidebilecek belkide sampiyonlar ligine . Bu durumda diger takımların da katkıları var tabii ama su anda konumuz Fenerbahçe.

Peki Fenerbahce neden basarılı bir takım degil . Birincisi bireysel yetenekleri cok ön plana almaları. Futbolun takım oyunu oldugunu unutmaları. Takımdaki yıldız belki bir mac belki iki belkide beş maç kurtarabilir ama takımın geri kalani çaba sarf etmedikce bireysel çabalar bir takımı belli ölcüde ayakta tutabilir .İkincisi , belkide en onemlisi takımda ateşleme görevi yapacak oyuncu olmamasi . Bahsettigimiz milyonluk oyuncular Türkiye ye profesyonel bir bakış açısı ile para kazanmaya geliyorlar ki cok normal bir durum . Örnegin Fenerbahce 2-0 geriye düsüyor ve oyuncularda hırslandıklarını gosteren hicbir belirti yok . Üçüncüsü simdi Fenerbahçe lig de 3 maç kazansa arka arkaya bir anda herkes havaya giriyor . Bu takımlar ligin en vasatları bile olsalar yönetim , taraftar ve futblcular bu başarıyla yetiniyorlar bence . Yani genel olarak düşünürsek yarını degil bugunu kurtarmaya bakıyorlar ve bu yüzdendir ki bence Fenerbahçe yönetimi eger gercekten Avrupada başarı istiyorsa yabanci sayısının serbest olmasından ziyade kendi oyuncularının daha bir takım gibi oynamasını isteyip , küçük başarılarla yetinmemeyi ogrenmeliler.

Şimdi gelelim haftanin utanç olayına. Yani o kadar garipsedigim bir olay ki bu su an da olayı nasıl tarif edecegime karar veremedim . Daha sezonun ilk haftasi, yeni ümitler , yeni hedefler, yeni oyuncular , yeni bir soluk derken ; kendi takımı onde olan bir taraftar son dakikada mac bitmek üzere iken sahaya giriyor . Daha sonra diger birkac taraftar daha … Bazen merak ediyorum bu olaylar ne zaman son bulacak , bizlerde stada girip mac oncesi senliklerde eglenecegiz , mac sırasında yanımızdaki karsı takım taraftarı ıle mac izleyecegiz , izlerken eglencegiz , attıgımız gole sevınırken yedimiz gol sırasında yanımızdakını tebrık edecegız … Acaba bunlar cok mu ütopik düşünceler? Çok mu hayalperestim bilmiyorum ama bu isteklerimin cogu kisinini ortak arzusu oldugunu iyi biliyorum .

Bizim ülkemizde ve cogu ülkelerde aslında taraftarlığı fanatizm ile karıştıran o kadar cok ınsan var ki. Bu insanlar futbolun ne oldugunu, bu oyunda yenilgininde zaferinde oldugunu , amacın kardeşlik dostluk cercevesinde galibiyet oldugunu o kadar unutmuslar ki , bunlar icin stadyumlar birilerini dovebilecekleri , kavga gurultu cıkarabilecekleri , hakeme kufur edebilecekleri yerler olmuslardır.

Ne yazik ki genelleme yapmak istemesem de bu insanlari stadların dısında tutmaya yonelik hicbir hareket gorememekteyiz kuluplerden . Bu sozlerım tum takımlar için gecerlidir. Ornegin gecen sene Fenerbahce Galatasaray derbisinde yasananlar . Bu kadar cag dışı bir olay olabilir mi ? Yani oraya eşiyle cocukları ile mac izlemeye , sevgilisiyle, arkadasıyla mac izlemeye ,keyifli vakit gecirmeye gelen o kadar insana bunlari bu olayları yasatmanın neresı taraftarlık . Bir sene once sampıyonluktan sonra bu sene bır mac kaybedıldı dıye boyle sacma sapan işler hareketler yapılır mı ? Nerede kaldı taraftarlık , futbol sevgısı . Ya da sadece sampıyonluk senelerınde mı taraftarlık olur …

Artık hem takımlarımızın hem yonetımlerımızın hemde taraftarlarımızın kendılerıne bır cekı duzen vermelerı gerekmektedır. Turkıye Super Ligi takımlar Avrupa da başarılı olmak istiyorlarsa , taraftarlarımız yonetıcilerimiz maclardan keyıf almak ıstıyorlarsa , futbolda dunya standartlarını yakalamakbir amacsa herkes ustune düşen görevi layıkıyla yerıne getirerek futbola barıs huzur ortamının getirilmesi konusunda uzerıne dusenı yapmalıdır.Fubol sadece bir oyundur , ve herkes oyunu kurallarına gore oynarsa hicbir sorun cıkmaz. Bir takım eline gecen gol fırsatlarında bırını degerlendıremeyıp sonrada yenılınce hakem soyleydı hakem boyleydı derse herkes su anda oldugu gıbı bırbırını suclamaya devam ederse ne hedefledıgımız başarılara ulaşabiliriz ne de kavgasız gurultusuz bir mac izleyebilriz bundan sonra ….

Basketbol, bütün dünyada en çok sevilen sporlardan biridir. Türkiye’de futboldan sonra en çok basketbol karşılaşmaları izlenir. Basketbol, 19. yüzyılın sonunda ABD’de oynanmaya başladı. Daha sonra Kanada, Fransa, İngiltere ve dünyanın öteki ülkelerine yayıldı. 1936′da Olimpiyat Oyunları arasında yer aldı.

Basketbol, çoğunlukla kapalı salonda oynanır. Dikdörtgen biçimindeki basketbol alanının tabanı sert tahtadan yapılır. Alanın boyutları değişiklik göstermekle birlikte, ideal boyutlar 26 m x 14 m’dir. Oyun alanı bir orta çizgiyle ikiye ayrılır. Bu çizginin tam ortasında, orta yuvarlak denen bir daire çizilidir. Basketbol alanının karşılıklı olarak kısa kenar çizgilerinde birer pota bulunur. Pota, kenar çizgisinden 1,2 metre içeridedir ve 1,8 m x 1,2 m boyutlarında bir sac levhadır. Pota üzerinde, yerden 3,05 metre yükseklikte bir sepet vardır. Sepet, 45 cm çapında demir bir çember ile buna asılı, alt kısmı açık, beyaz bir fileden oluşur. Basketbol elle oynanır ve atılan top yukarıdan çembere girip fileden geçerek aşağıya düşünce sayı olur. Basketbol topunun çevresi yaklaşık 75-78 cm, ağırlığı 600-650 gram kadardır.

//

Basketbol beşer kişilik iki takımla oynanır. Her takımın en çok yedi yedek oyuncusu bulunabilir. Oyuncu, oyunun durduğu herhangi bir anda değiştirilebilir ve oyuncu değiştirmede bir sınırlama yoktur. Genelde takımdaki beş oyuncunun ayrı ayrı görevleri vardır. Her oyuncu atış yapabilir ve karşı takımın hücumu sırasında da savunma yapması zorunludur. Oyuncular alanda, bir orta, iki ileri ve iki savunma oyuncusu olarak yerini alır. En uzun boylu oyuncu, genellikle orta oyuncusu olarak seçilir. Karşılaşma, oyunun ve her devrenin başlangıcında hakemin, topu orta yuvarlakta havaya atmasıyla başlar. Topun, iki takımdan birer oyuncu arasında, iki oyuncunun da sıçrayabileceğinden daha yukarıya atılması gerekir. Top en yüksek noktasına ulaştıktan sonra, iki rakip oyuncu sıçrayarak topu kendi takımına kazandırmaya çalışır. Topu kapan takım paslaşarak ya da top sürerek rakip takımın potasına doğru ilerler. Topa sahip olan oyuncu, takım arkadaşıyla paslaşmadan önce bir adım atabilir. Top sürme, her adımda bir topu yerde sektirerek yapılır. Top sürerek ilerleyen oyuncu durup topu tuttuktan sonra ya pas vermek ya da sepete atış yapmak zorundadır. Yeniden top sürerek oyuna devam edemez, devam ederse “çifte sürme” diye adlandırılan bir hataya yol açmış olur.

Oyuncu topu potaya herhangi bir noktadan ve açıdan atabilir. Sıçrayarak topu doğrudan doğruya sepetin içine de bırakabilir. Savunma yapan oyuncu, atış yapanı, faul yapmadan engellemeye çalışır. Topun çemberden girmesine “basket” denir. Üç sayı çizgisi adı verilen yarım dairenin dışından yapılan isabetli atışlar üç sayı kazandırır. Üç sayı çizgisi içinden yapılan atışlar ise iki sayıdır. Sayıdan sonra karşı takım pota altından oyunu başlatır. Kenar çizgisinin dışında topu alan oyuncu, beş saniye içinde alandaki takım arkadaşlarından birine atarak topu oyuna sokmak zorundadır. Topu alan oyuncunun ise, 10 saniye içinde topu karşı yarı alana taşıması gerekir. Bunu yapamazsa top rakip takıma geçer ve rakip takım topu yandan oyuna sokar. Bir takım topu rakip yarı alana geçirdikten sonra, topu bir daha kendi alanına geri taşıyamaz. Bunu yaparsa bir kuralı çiğnemiş olur.

Faul. Basketbol oyununda fauller kişisel ve teknik faul olarak ikiye ayrılır.Karşı takımın oyuncusunu tutmak, itmek, çelme takmak gibi hareketler kişisel faullerdir. Kişisel fauller de üçe ayrılır. Kasten ve belirgin biçimde yapılmamış faullere olağan fauller denir. Rakip takımın iki oyuncusunun aynı anda birbirine faul yaparsa, karşılıklı faul olur. Bir takımın iki oyuncusunun karşı takımın bir oyuncusuna aynı anda faul yapması da çoklu faul olarak adlandırılır. Fauller, kenar çizgisinden oyuna sokulmak üzere topun karşı takıma verilmesi ya da karşı takımın serbest atışlar kullanması biçiminde cezalandırılır. Kasıtlı faullerde iki serbest atış hakkı verilir. Serbest atışta top çemberden geçerse, atışı yapan takım bir sayı kazanır. Serbest atışları, faul yapılan kişi kendisi kullanmak zorundadır. İki oyuncunun birbirine aynı anda faul yapması olan çifte faulde, top orta yuvarlaktaki hava atışıyla oyuna sokulur. Bir oyunda beş faul yapan oyuncu oyun dışı kalır.

Oyunu geciktirmek, potayı tutmak, sportmence olmayan davranışlarda bulunmak ya da aynı anda oyunda beşten fazla oyuncu bulundurmak gibi durumlarda, hakemler teknik faul verebilirler. Teknik faul için verilen serbest atışı cezasını, karşı takımdan herhangi bir oyuncu kullanabilir. Bu serbest atıştan sonra genellikle atışı yapan takım orta kenar çizgisinden topu oyuna sokar.

Kural çiğneme. Bir basketbol maçında, oyun kurallarına aykırı olan hafif hatalara kural çiğneme denir. Kural çiğneme durumunda top rakip takıma verilir. Serbest atış alanında üç saniyeden fazla kalma, çifte sürme, topu yere vurmadan birden fazla adım atma, topu tekmeleme ya da topa yumrukla vurma, kural çiğnemedir. Topa son dokunan oyuncu, topu alan dışına çıkardığında ya da top kendindeyken sınır çizgisine bastığında da kuralı çiğnemiş olur. Topa sahip olan takım 24 saniye içinde potaya atış yapmak zorundadır. Bu süreyi değerlendiremezse top karşı takıma geçer.

saniye içinde kendi alanından çıkmasını engellemek ya da kötü bir pas atmaya zorlamaktır.

Basketbol karşılaşmalarını, iki orta hakemi, bir sayı hakemi, bir üç saniye hakemi ve bir de saat hakemi yönetir.

Basketbol karşılaşması, genellikle 10’şar dakikadan oluşan 4 periyottan ve 2 devreden oluşur. İki devre arasında 15 dakika ara verilir. Beraberlik durumunda beşer dakikalık uzatma devreleri oynanır. Topun kurallara uygun olarak oyuna girmesiyle karşılaşma saati işlemeye başlar. Herhangi bir nedenle oyun durduğunda, saat de durur. Hakemin kolunu yumrukla yukarı kaldırması faulü işaret eder. Açık elle kaldırılan kol ise mola istendiğini gösterir. Mola, bir takımın koçunun istediği kısa aradır. Koç takımının oyuncularına taktik vermek için mola alır. Takımlar bir maç sırasında beş mola alabilir. Maç uzaması durumunda, her uzatma devresinde takımlara birer mola hakkı daha verilir.

kaynak:vikipedi

 

Aralık 2009
M T W T F S S
« Aug    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031